Güncelleme: Temmuz 2026
Uzun yıllar boyunca küresel ekonomi denildiğinde akla ABD’nin belirleyici olduğu finans sistemi, doların üstünlüğü ve Batılı ülkelerin ağırlık taşıdığı uluslararası kuruluşlar geliyordu. Ancak son yıllarda BRICS’in genişlemesi, bu düzenin artık eskisi kadar tartışmasız olmadığını gösteriyor.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika tarafından oluşturulan BRICS; Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla daha geniş bir yapıya dönüştü. Böylece BRICS, yalnızca beş büyük yükselen ekonominin buluştuğu bir platform olmaktan çıkarak Küresel Güney’in daha fazla temsil talep ettiği önemli bir diplomatik alana dönüştü.
BRICS neden genişliyor?
BRICS ülkelerinin temel itirazı, mevcut uluslararası kurumlarda ekonomik güçleriyle orantılı bir temsil hakkına sahip olmadıkları düşüncesine dayanıyor. IMF, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi kurumların karar mekanizmalarında Batılı ülkelerin ağırlığı devam ediyor.
Bu nedenle BRICS’in amacı yalnızca ekonomik iş birliğini artırmak değil; uluslararası sistemde gelişmekte olan ülkelerin daha fazla söz sahibi olmasını sağlamak. Grubun genişlemesi de bu temsil iddiasını güçlendiriyor.
Yeni üyeler BRICS’e yalnızca nüfus ve ekonomik kapasite kazandırmadı. Orta Doğu’dan Afrika’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya uzanan daha geniş bir coğrafi etki alanı da oluşturdu. Enerji üreticisi ülkelerin, büyük tüketici pazarlarının ve hızla büyüyen ekonomilerin aynı platformda buluşması BRICS’in küresel önemini artırdı.
Doların yerini yeni bir BRICS parası mı alacak?
BRICS hakkındaki en dikkat çekici tartışmalardan biri doların uluslararası ticaretteki konumudur. Üye ülkeler, kendi aralarındaki ticarette ulusal para birimlerinin daha fazla kullanılmasını ve dolar bağımlılığının azaltılmasını istiyor.
Ancak bu girişimleri, yakın zamanda doların yerini alacak ortak bir BRICS para biriminin kurulacağı şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Üye ülkeler arasında ortak para politikası yürütecek Avrupa Birliği benzeri bütünleşmiş bir ekonomik yapı bulunmuyor.
Şimdilik en somut adımlar; yerel para birimleriyle ticaretin geliştirilmesi, ülkeler arasındaki ödeme sistemlerinin güçlendirilmesi ve Yeni Kalkınma Bankası aracılığıyla ulusal para birimleri üzerinden finansman sağlanmasıdır.
BRICS ülkelerinin kurduğu Yeni Kalkınma Bankası, gelişmekte olan ülkelerde altyapı ve sürdürülebilir kalkınma projelerine kaynak sağlıyor. Banka, 2022–2026 stratejisinde toplam finansmanının yüzde 30’unu yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirmeyi hedefledi. Bu politika doları ortadan kaldırmıyor; ancak kredi alan ülkelerin döviz kuru riskini ve dolar finansmanına bağımlılığını azaltabilecek alternatif bir alan oluşturuyor.
Çin BRICS’in lideri mi?
Çin, ekonomik büyüklüğü ve uluslararası ticaretteki ağırlığı nedeniyle BRICS içindeki en güçlü aktör olarak öne çıkıyor. Pekin yönetimi, daha çok kutuplu bir uluslararası düzeni destekliyor ve BRICS’i bu hedef doğrultusunda önemli bir araç olarak görüyor.
Bununla birlikte BRICS’i yalnızca Çin’in yönettiği tek merkezli bir blok olarak değerlendirmek eksik olur. Hindistan ile Çin arasındaki sınır ve rekabet sorunları, Brezilya’nın Batılı ülkelerle ilişkilerini koruma isteği, Rusya’nın güvenlik öncelikleri ve yeni üyelerin birbirinden farklı dış politika hedefleri ortak hareket etmenin sınırlarını gösteriyor.
BRICS ülkeleri mevcut uluslararası düzenin reforme edilmesi konusunda anlaşabiliyor. Fakat bu düzenin yerine nasıl bir sistem kurulması gerektiği konusunda aynı düşünceye sahip değiller.
Genişleme BRICS’i güçlendirdi mi?
Genişleme, BRICS’in temsil ettiği nüfusu, ekonomik kapasiteyi ve coğrafi etkiyi artırdı. Özellikle enerji, ticaret, kalkınma finansmanı ve küresel yönetişim reformu alanlarında grubun pazarlık gücü yükseldi.
Ancak üye sayısının artması karar almayı da zorlaştırabilir. Daha fazla ülke, daha fazla çıkar ve daha fazla dış politika önceliği anlamına geliyor. BRICS’in gelecekteki başarısı yalnızca kaç ülkeyi bünyesine kattığıyla değil, bu ülkeler arasında ne ölçüde ortak politika geliştirebildiğiyle belirlenecek.
Grubun askerî bir ittifak veya Avrupa Birliği gibi bütünleşmiş bir siyasi yapı olmadığını da unutmamak gerekir. BRICS, farklı çıkarları bulunan devletlerin belirli konularda birlikte hareket ettiği esnek bir iş birliği platformudur.
Yeni bir dünya düzeni kuruluyor mu?
BRICS’in genişlemesi, Batı merkezli uluslararası düzenin kısa sürede sona ereceği anlamına gelmiyor. Dolar hâlâ küresel finans sisteminin temel para birimi; IMF ve Dünya Bankası ise uluslararası finans alanındaki önemini koruyor.
Buna karşılık BRICS’in yükselişi, gelişmekte olan ülkelerin artık yalnızca mevcut kurallara uyan aktörler olmak istemediğini gösteriyor. Bu ülkeler, kuralların oluşturulmasında da söz sahibi olmayı talep ediyor.
Bu nedenle BRICS’i mevcut düzenin yerine geçmeye hazır, tamamlanmış bir alternatif olarak görmekten çok; daha çok kutuplu bir dünya için yürütülen pazarlığın en önemli platformlarından biri olarak değerlendirmek daha gerçekçi görünüyor.
Asıl soru BRICS’in Batı’yı tamamen geride bırakıp bırakamayacağı değil. Asıl soru, birbirinden oldukça farklı ülkeleri ortak ve uygulanabilir politikalar etrafında ne kadar süre bir arada tutabileceğidir.
Yorumlar
Yorum Gönder